Bir Kelimenin Peşinde Kaybolduğum Günler
Sabahın soğuğu ve içimdeki boşluk
Kayseri’de sabahlar hep biraz serttir. Hava, yüzüne tokat gibi çarpar; ne kadar kalın giyinirsen giyin, içinden geçen rüzgârı durduramazsın. O sabahlardan birinde, üniversiteden mezun olalı henüz birkaç ay olmuşken, odamın penceresinden dışarı bakıyordum. Elimde yarım kalmış bir defter vardı. Günlerdir yazdığım şeyler birbirine benziyordu: “bugün yine hiçbir şey olmadı”, “içimde garip bir eksiklik var”, “neden bilmiyorum ama yoruldum.”
O sırada telefonumda eski bir mesajın bildirimi açık kalmıştı. Bir kelime dikkatimi çekti. Basit, sıradan bir kelime. Ama içimde bir şeyleri kıpırdattı. Sanki o kelime, yıllardır aradığım bir şeyi saklıyordu. O an kendime sordum:
Sözcüğün sözlükteki anlamı?
Bunu gerçekten bilmek istiyor muydum, yoksa sadece bir şeylere tutunmak mı istiyordum, emin değildim.
Defterin içine düşen düşünceler
O gün defterimi açtım ve yazmaya başladım. Yazdıkça içim biraz daha ağırlaştı. Çünkü bazı kelimeler sadece anlam taşımaz, insan taşır. Bir kelimeyi sözlükte bulabilirsin ama onun sende bıraktığı izi hiçbir sözlük açıklayamaz.
Ben 25 yaşındaydım. Kayseri’de küçük bir kiralık odada yaşıyordum. Günlerim çoğunlukla sessiz geçiyordu. Arkadaşlarım başka şehirlere dağılmıştı, bazıları iş bulmuş, bazıları evlenmişti. Ben ise hâlâ “kendimi bulma” denilen o tuhaf döngünün içindeydim.
Defterime şunu yazdım:
“Bir kelime bazen insanın kendini unutmasına neden olabilir. Bazen de hatırlamasına.”
O an içimde hem bir umut vardı hem de garip bir hayal kırıklığı. Çünkü sanki aradığım her şey bir kelimenin içinde gizliydi ama ben o kelimeyi bir türlü doğru okuyamıyordum.
Bir Kitapçıda Başlayan Hikâye
Rafların arasında kaybolmak
Öğleden sonra kendimi şehir merkezindeki küçük bir kitapçıda buldum. Kayseri’nin soğuğundan kaçmak için girilen o sıcak, ahşap kokulu yerlerden biri. Rafların arasında dolaşırken, elim istemsizce sözlüklerin olduğu bölüme gitti.
Kalın, eski bir sözlük aldım. Sayfalarını çevirdim. Harfler birbirine karışıyor gibi geliyordu. Her kelime, başka bir kelimenin gölgesinde duruyordu.
Tam o sırada yine o soru aklıma geldi:
Sözcüğün sözlükteki anlamı?
Sözlüğü açtım. Bir kelimenin karşısında duran kısa açıklama bana yetmedi. Çünkü içimde hissettiğim şey o kadar basit değildi. Bir tanımın içine sığacak kadar küçük değildi.
O an fark ettim: ben anlamı değil, hissi arıyordum.
Kasiyerle göz göze geldiğim an
Kitapçının kasasında genç bir kadın vardı. Gözleri yorgundu ama bakışlarında tuhaf bir sakinlik vardı. Sanki o da kendi kelimelerinin peşindeydi.
Kitabı uzattım, o baktı. Gülümsedi. Ben de gülümsedim ama içimde büyük bir gerginlik vardı.
“Okumak için mi?” diye sordu.
Başımı salladım. Ama aslında cevabım yoktu.
Çünkü o kitap, sadece okumak için değildi. O kitap, kendimi anlamak içindi.
Gece ve İç Ses
Kayseri’nin sessizliği
Gece olduğunda Kayseri daha da sessizleşir. Sanki şehir bile düşüncelere dalar. O akşam odamda ışığı kapattım. Sadece masa lambası yanıyordu.
Defterimi açtım. Bu kez daha dürüst yazmaya karar verdim.
“Bugün içimde bir boşluk değil, bir arayış var. Boşluk, ne aradığını bilmeyenlerin kelimesi. Ben biliyorum sanırım… ama emin değilim.”
Kalem elimde ağırlaştı. Çünkü bazı cümleler yazıldığında gerçek olur. Ve gerçek olmak, bazen insanı korkutur.
Bir kelimenin gölgesinde büyüyen duygular
O gece uyuyamadım. Aklımda aynı soru dönüp duruyordu:
Sözcüğün sözlükteki anlamı?
Ama bu kez daha farklıydı. Sanki kelime bana değil, ben kelimeye bakıyordum. Sanki o kelime beni çağırıyordu.
Bir kelimenin anlamı sadece sözlükte yazan şey miydi? Yoksa o kelimeyi kim söyledi, nerede söyledi, hangi gözyaşının içinde kaybolduysa oradan mı geliyordu anlamı?
İçimde hem bir hayal kırıklığı vardı hem de küçük bir umut. Belki de anlam, dışarıda bir yerde değildi. Belki de benim içimdeydi ama ben onu yanlış yerde arıyordum.
Bir Hatıranın İçinden Geçmek
Eski bir mesaj
Ertesi gün telefonumu açtığımda eski bir mesaj buldum. Uzun zamandır konuşmadığım birinden gelmişti. Sadece tek bir cümle:
“Bazı kelimeler zamanla ağırlaşır.”
O an içimden bir şey koptu. Çünkü o mesaj, benim günlerdir hissettiğim her şeyi özetliyordu.
Hayal kırıklığıyla karışık bir tanıma dönüşmüştü her şey. Bir kelime, bazen insanın içine işleyen bir anıya dönüşebiliyordu.
Yürüyüş ve düşünceler
Evden çıktım. Kayseri’nin sokaklarında yürümeye başladım. Soğuk hava yüzümü kesiyordu ama durmadım. Çünkü durursam düşünceler beni yakalayacaktı.
Yürürken kendi kendime mırıldandım:
“Sözcüğün sözlükteki anlamı?”
Ama artık bu soru bir bilgi arayışı değildi. Bir yüzleşmeydi.
İnsan bazen kelimelerle değil, eksik kalan hikâyeleriyle yüzleşir.
Değerli Ozey okurları, “Sözcüğün sözlükteki anlamı” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!
İçimdeki Cevap
Bir bankta otururken
Bir parkta oturdum. Etrafta kimse yoktu. Ağaçlar bile sessizdi. O sessizlik içinde kendi iç sesimi daha net duydum.
Ve ilk kez fark ettim:
Ben aslında bir kelimenin anlamını değil, kendi duygularımın karşılığını arıyordum.
Hayal kırıklığım, geçmişten kalan eksik cümlelerden geliyordu. Umudum ise hâlâ bir şeylerin değişebileceğine inanmamdan.
O an içimde çok net bir his vardı: hiçbir sözlük, insanın kalbini tam olarak açıklayamazdı.
Kendime itiraf
Defterime son kez o gece şunu yazdım:
“Bazı kelimeler açıklanmaz, yaşanır. Ve bazı anlamlar sadece hatırlanır.”
İçimdeki ağırlık hafiflemedi ama şekil değiştirdi. Artık daha anlaşılır bir şeye dönüşmüştü.
Sessiz bir fark ediş
Önerdiğimiz İçerik: SÖH timi nedir ?
O gün şunu öğrendim: Bir kelimeyi anlamak, bazen kendini anlamaktan daha kolaydır. Ama asıl zor olan, ikisini aynı anda taşıyabilmektir.
Ve belki de bütün hikâye şuradaydı: insan, en çok anlam ararken kendini kaybediyor; ama bazen de kaybolarak kendini buluyor.