Ozey okurlarına özel bu yazımızda “Kare 31 kare ne işe yarıyor” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Kare 31 Kare Ne İşe Yarıyor?
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Karbonatın cinsel güce faydası var mı ?
Kayseri’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve elimden düşmeyen bir defterim var. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok, içimde birikenleri dışarı taşırmanın tek yolu gibi. Bazı insanlar konuşarak hafifler, ben yazarak.
Son zamanlarda defterimin kenarına sürekli aynı şeyi yazıyorum: “Kare 31 kare ne işe yarıyor?”
İlk bakışta saçma bir soru gibi duruyor. Ama benim için değil. Çünkü o ifade, bir ekranın içinde başlayan, sonra hayatıma sızan bir şeyin adı oldu.
Başlangıç: Basit Bir Ekran Parçası
Her şey bir akşam başladı. Dışarıda Kayseri’nin sert soğuğu vardı, camdan içeri sızan rüzgâr bile sanki sinirliydi. Ben odada, bilgisayar ekranına bakıyordum.
O gün çok yorgundum. Ne yaptığımı bile tam hatırlamıyorum ama bir haritanın, bir dijital alanın içinde kaybolmuştum. Küçük karelerden oluşan bir yapı vardı. Her yer grid gibiydi. Ve orada bir yer işaretlenmişti: Kare 31 kare.
İlk gördüğümde hiçbir anlam yüklemedim.
“Bir koordinat olabilir,” dedim içimdeki mühendis tarafımla.
“Bir hata ya da boşluk belki,” diye geçirdim.
Ama içimdeki duygusal taraf çok daha farklı hissetti. Sanki o kare bana bakıyordu. Sanki “buradayım” diyordu ama neden orada olduğunu bilmiyordu.
İşte o an başladı her şey.
Kare 31 Kare Ne İşe Yarıyor? İlk Takıntı
Ertesi gün işe giderken bile aklımda aynı soru vardı: Kare 31 kare ne işe yarıyor?
Otobüste camdan dışarı bakarken bile zihnim başka bir yerdeydi. Sanki hayatım ikiye bölünmüştü: gerçek dünya ve o kare.
İçimdeki mühendis sürekli açıklama arıyordu:
“Bu bir koordinat sistemi, basit bir grid yapısı. Özel bir anlamı yok.”
Ama içimdeki duygusal taraf buna inanmıyordu:
“Boşluk diye bir şey yoktur. Her şeyin bir anlamı vardır.”
O gün ilk defa fark ettim ki, bazı sorular cevap bulmak için değil, insanın içine yerleşmek için vardır.
Geri Dönüş: Aynı Kareye Tekrar Bakmak
O gece tekrar bilgisayarın başına geçtim. Sanki biri beni çağırıyordu. Aynı ekran, aynı harita, aynı soğuk ışık.
Ve yine o yer: Kare 31 kare.
Bu sefer daha uzun baktım. Etrafındaki diğer kareler sıradan görünüyordu. Ama o kare farklıydı. Belki de hiçbir farkı yoktu, ama ben artık farklı görüyordum.
İçimdeki mühendis tekrar devreye girdi:
“Anlam yükleme, veri yok.”
Ama içimdeki ben susturamadım kendimi:
“Ya orada bir şey varsa?”
O an hafif bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bir şeyin anlamlı olmasını çok istemiştim. Ama aynı zamanda garip bir heyecan da vardı. Çünkü belki de çözülmeyi bekleyen bir şey vardı.
İlk Küçük İz
Ekranda gezinirken fark etmedim ama o kareye tıklayınca küçük bir değişim oldu. Çok küçük, neredeyse fark edilmeyecek bir titreşim gibi.
Kalbim hızlandı.
“Tamam,” dedim içimden, “bir şey var burada.”
Ama hemen ardından o tanıdık iç ses geldi:
“Belki de sadece bir animasyon.”
İşte o ikili çatışma beni o gece uyutmadı.
Kayseri Geceleri ve Takıntının Büyümesi
Kayseri’nin geceleri sessizdir. O sessizlik bazen insanın içine işler. Ben o günlerde her gece aynı şeyi yapmaya başladım: bilgisayarı açıp Kare 31 kare’ye bakmak.
Günlüklerim de değişti.
Eskiden “bugün şunu yaptım” diye yazarken, artık “bugün yine ona baktım” diyordum.
Bir noktadan sonra bu bir merak olmaktan çıktı. Bir bağa dönüştü. Açıklayamadığım bir bağ.
İçimdeki mühendis buna “alışkanlık döngüsü” diyordu.
İçimdeki duygusal taraf ise “bir şeyin seni çağırması” gibi hissediyordu.
Ve ikisi de birbirini ikna edemiyordu.
İlk Hayal Kırıklığı
Bir gün o kareyle ilgili araştırma yapmaya karar verdim. Forumlara baktım, yorumları okudum, teknik açıklamalar aradım.
Sonuç: hiçbir şey.
Sadece boş yorumlar, tahminler, bazen saçma teoriler.
O an içimde ciddi bir hayal kırıklığı hissettim. Sanki önemli sandığım şey aslında sıradan çıkmıştı.
Defterime şunu yazdım:
“Belki de Kare 31 kare ne işe yarıyor sorusu sadece benim kafamın içinde büyüdü.”
Ama yazdıktan sonra bile içim rahatlamadı.
Çünkü bazı şeyler bilgiyle çözülmüyor. Bunu o gece anladım.
Bir Anı ile Bağlantı
Bir gün eski fotoğrafları karıştırırken çocukluğuma ait bir kare buldum. Okulda çizdiğim bir kareli defter sayfasıydı. İçinde numaralandırılmış kutular vardı.
Bir anda durdum.
O düzen, o sistem bana tanıdık geldi.
Sanki Kare 31 kare sadece dijital bir şey değilmiş gibi… çocukluğumdan kalan bir düzen hissinin devamıymış gibi.
İçimde bir sıcaklık oluştu.
Ama hemen ardından içimdeki mühendis konuştu:
“Anlam yükleme eğilimi, rastlantısal bağlantı kuruyorsun.”
İçimdeki insan ise gözlerini kaçırdı:
“Bilmiyorum… ama bir şey hissettim.”
Kırılma Noktası: Anlam mı, Boşluk mu?
Bir gece ekranın karşısında uzun süre oturdum. Hiçbir şeye dokunmadan sadece baktım.
Ve ilk defa şu soruyu net şekilde sordum kendime:
“Kare 31 kare ne işe yarıyor… yoksa hiçbir işe yaramıyor mu?”
O an içimde bir boşluk hissi oluştu. Ama garip olan şu: o boşluk rahatsız edici değildi. Hatta biraz huzurluydu.
Çünkü belki de bazı şeylerin net bir cevabı olmaması, onların değerini azaltmıyordu.
İçimdeki mühendis yavaşladı:
“Belki de her şeyin bir işlevi olmak zorunda değil.”
İçimdeki duygusal taraf ilk kez ona katıldı:
“Evet… belki de sadece var olduğu için vardır.”
Gece Defteri
O gece defterime uzun uzun yazdım. Satırlar birbirine karıştı.
“Kare 31 kare ne işe yarıyor bilmiyorum. Belki hiçbir işe yaramıyor. Belki de benim içimde bir yere dokunduğu için önemli.”
Yazarken gözlerim doldu. Çünkü ilk defa bir şeyi çözmeye çalışmak yerine onunla birlikte durmayı öğreniyordum.
Kabul: Cevapsızlıkla Barışmak
Günler geçti. Kare 31 kare hâlâ oradaydı ama benim üzerimdeki etkisi değişmişti.
Artık onu çözmeye çalışmıyordum. Sadece bakıyordum.
İçimdeki mühendis sessizleşmişti.
İçimdeki duygusal taraf ise daha sakin bir hal almıştı.
Bir akşam Kayseri’nin soğuk rüzgârı camı titrettiğinde, defterime son bir cümle yazdım:
“Bazen bir şeyin ne işe yaradığını bilmemek, onun sende bıraktığı hissi daha gerçek yapar.”
Son İz: Kare 31 Kare’nin Bende Kalanı
Şimdi geriye dönüp baktığımda, Kare 31 kare bana bir cevap vermedi. Ama bir şey öğretti.
Hayatta her şey çözülmek zorunda değil. Bazı şeyler sadece hissedilir. Bazı sorular cevaplanmaz, taşınır.
Ve ben artık o soruyu her düşündüğümde şunu hatırlıyorum:
Bazen bir kare, sadece bir kare değildir. Bazen insanın içine açılan küçük bir boşluktur. Ve o boşluk, ne işe yaradığını bilmesen de seni değiştirebilir.