İçeriğe geç

Cadılar Bayramı en çok hangi ülkede ?

Cadılar Bayramı En Çok Hangi Ülkede?

Bir Akşam, Bir Hayal

Kayseri’de, sokağa çıkmaya üşendiğim bir akşam, pencereyi hafif araladım ve soğuk rüzgarın yüzüme çarptığını hissettim. Sonbaharın o keskin soğuk havası, içimde tuhaf bir huzursuzluk yaratıyordu. Akşamın karanlığı, her zamanki gibi biraz daha erken çökmüş ve şehrin o alıştığım sessizliğinde bir şeyler eksikti. Biraz daha zorlandım bu akşam, biraz daha yalnız hissettim.

Gözlerim bilgisayar ekranına kaydı ve cadılar bayramı ile ilgili bir yazı gördüm. “Cadılar Bayramı en çok hangi ülkede kutlanıyor?” diye merak ettim ve hemen okumaya başladım. Okudukça bir yandan da düşündüm: Kayseri’de Cadılar Bayramı nasıl geçerdi? Aslında, Türkiye’de bu özel gün pek de kutlanmaz, ya da belki de sadece ben öyle hissediyorum. Ama içimde bir şeyler vardı, bir eksiklik, bir hayal kırıklığı. Belki de dünyanın dört bir yanında yapılan kutlamaları görmek, o coşkuyu yaşayamamak içimi sıkıyordu.

Küçük Bir Kasaba Çocuğu ve Cadılar Bayramı

Cadılar Bayramı, benim için her zaman bir hayalden ibaret olmuştur. Kayseri’de, küçük bir kasaba çocuğu olarak büyüdüm, yani burada böyle şeyler yoktu. Ama televizyonda, internetten gördüğüm kutlamalar hep beni büyülemiştir. O kadar renkli, o kadar farklı! Maske takmış insanlar, korku filmi karakterlerine bürünmüş çocuklar, sokaklarda dolaşan bir sürü mum ve palyaço… Neredeyse bu kutlamalar her yıl bambaşka bir heyecan yaratırdı bende.

Ama burada, Kayseri’de, her şey o kadar gri, o kadar sıradan… Cadılar Bayramı diye bir şey aslında yoktu. Hatta, üniversiteyi bitirdiğimde bir arkadaşım “Cadılar Bayramı’na katılalım mı?” diye sormuştu, o kadar şaşırmıştım ki. Burada pek yaygın değildi, insanlar maskeleriyle sokaklarda dolaşmazlardı. Eğlenceli görünse de, garip bir şekilde bir boşluk vardı. İnsanlar bu kültürün bir parçası değildi. Ama işte, bir hayal kurmaya başlamıştım: Cadılar Bayramı’nı gerçek bir kutlamada yaşamak.

Amerika’da Bir Cadılar Bayramı Akşamı

Amerika, Cadılar Bayramı denince aklıma gelen ilk yerlerden biriydi. Ve yıllar sonra, bir gün, orada o geceyi geçirmek için bir fırsat doğdu. Her ne kadar Kayseri’nin o rutin akşamlarından bıkmış olsam da, hala büyük bir hayal kırıklığı vardı içimde. O akşam, küçük bir kasaba çocuğunun hayalini kurduğu Cadılar Bayramı’nı sonunda görmek için Amerika’ya gitmiştim.

New York’ta, Cadılar Bayramı’nın kutlandığı en renkli günlerden birine tanıklık ettim. Şehir, karanlık ama bir o kadar da canlıydı. İnsanlar maskelerle, korku film karakterlerine bürünmüş, el yapımı kostümlerle sokaklarda dolaşıyorlardı. Her köşe başı bir kutlama, bir parti havası… Her şeyin tam ortasındaydım ve her şey hayal ettiğim gibiydi. Çocuklar, gülerek evlerin kapılarını çalıyor, “şeker mi şeker” diyerek kutlamayı selamlıyorlardı.

İçimde büyük bir boşluk vardı, çünkü Kayseri’deki o yalnız akşamlarımdan sonra, buradaki coşkunun içinde kaybolmak bana inanılmaz bir haz verdi. İnsanların neşesi, sokaklarda yankı bulan kahkahalar… Bunu bir yerlerde hep hayal etmiştim. Hayal ettiğim o Cadılar Bayramı şimdi gözlerimin önündeydi. Herkesin kafasında o maskeler, her biri kendi karakterine bürünmüş ve bir arada yaşamaktan mutlu olmuşlardı.

Cadılar Bayramı’nın Evrensel Cazibesi

Amerika’daki bu kutlama, Cadılar Bayramı’nın ne kadar güçlü bir kültürel fenomen olduğunu bana bir kez daha gösterdi. Her yıl 31 Ekim’de, sokaklar, şehirler, kasabalar birer devasa parti alanına dönüşüyor. Hangi ülkede daha çok kutlanıyor derseniz, en çok Amerika’da, kesinlikle. Ama o coşku, Amerika’nın dört bir yanında olabildiği gibi, artık diğer birçok ülkeye de sıçramış durumda. Kanada, İngiltere, Avustralya gibi ülkelerde de kutlamalar oldukça büyük. Şimdi düşününce, Kayseri gibi bir şehirde hiç kutlanmıyor olmasının, bana ne kadar boşluk hissettirdiğini daha iyi anlıyorum.

Bu geceyi hatırladıkça, içimde bir sıcaklık doğuyor. Herkes maskeleriyle, tüyleri diken diken eden kostümleriyle sokağa çıkıyor. Bir anda korku, eğlenceye dönüşüyor. Evet, belki de hayalini kurduğum şey bu. Hani Kayseri’de sokakta neşeyle maskeyle dolaşmak istesem, insanlar bana garip garip bakar diye korkarım. Ama burada her şey farklıydı, burada insanlar kaygısızca eğleniyor, kendilerini ifade ediyorlardı. Birbirlerine şekerler veriyor, sevinçle kutlamalar yapıyorlardı. Ben de bir an için o kutlamanın içinde kayboldum, o kadar çok kayboldum ki, Kayseri’de geçirdiğim zamanları unuttum.

Ve Kayseri’deki Bir Akşam Daha

Ama sabah uyanınca, gerçek dünyaya geri döndüm. Kayseri’ye döndüm. İçimdeki o “Cadılar Bayramı” coşkusunu, Amerika’daki o renkli günleri hatırladıkça bir yandan mutlu, bir yandan da bir eksiklik hissiyle uyanmıştım. Gerçek şu ki, her ülkenin kendine özgü kutlama biçimleri vardır. Amerika, Cadılar Bayramı konusunda tartışmasız en büyük kutlamayı yapıyor. Ancak diğer ülkelerde, belki de kendi küçük kutlamalarını kendi kültürlerine uyarlayarak, farklı tatlar yaratıyorlar. Örneğin, Avrupa’daki bazı yerlerde de çok büyük kutlamalar var, ancak hiçbir şey Amerika’daki gibi değil.

Kayseri’de Cadılar Bayramı kutlanmasa da, belki bir gün, bir başka şehre giderken, içimdeki o umutla yeniden bir kutlama yaparım. Bu sefer belki farklı olur, belki başka bir kültürde bir araya geliriz, kim bilir?

Ama şunu biliyorum ki, Cadılar Bayramı, sadece kutlanan bir gün değil. O, kutlama, hayal kurma, korkuları eğlenceye dönüştürme, farklı kimliklere bürünme günüdür. Bunu her yerde bulmak zor olsa da, her an, her yerde kutlanabilir. Kayseri’de olmasa da, bir başka şehirde bir akşam, belki de sadece içimde, ama yine de en çok burada hissedeceğim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler 2025
Sitemap
tulipbet giriş