Hz. Muhammed’in Fiziksel Özellikleri Nelerdir?
Bunu Sadece Benim Gibi Bir Yetişkin Bilebilir…
—
Şu An Gözlerinizin Karşısında Kim Var?
Ben, İzmir’de 25 yaşında bir genç yetişkinim. Hani şu, kafası sürekli iç sesle dolu, her konuda şüpheye düşebilen, ancak her ortamda esprisiyle neşeyi sağlama misyonu üstlenmiş adam. İçten içe her şeyi fazla düşünen ama dışarıya genellikle gülüşünü savuran insanlardan biriyim. Yani… işte ben! Ama gelin görün ki, birdenbire Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri üzerine düşünmeye başladım. Evet, tam da şimdi, kafamın içinde milyonlarca düşünce uçuşurken, birden bu konuda bir yazı yazmam gerekti. Gündelik hayatın o ‘gamsız’ halleriyle Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri arasında nasıl bir bağ kurabilirim diye düşünüyordum.
Ve işte şimdi, her şeyin başlangıcında bulunduğum o kararsız anı size anlatayım, sonra devam edeceğim…
“Abi bak, şimdi dikkat et. Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri hakkında ne yazabilirim?”
“Hmmm… Ne kadar bir yazı yazman gerek?”
“Yani 1500 kelimeyi geçer mi?”
“İyi, tamam… 1500 falan yazarsın herhalde. Ama bu işin içinde bir şey var!”
“Ne var?”
“Yazıyı esprili yazacaksın! Bir yandan ciddiyetini kaybetmeyeceksin, bir yandan da hafif bir mizah katacaksın. Anladın mı?”
“Bunu ben yaparım. Hem de İzmirli olarak!”
Yani şu an itibariyle, iç sesimle samimi bir diyalog kurdum ve burada gerçekten de bir şeyler yaratmaya başladım. Şimdi gelin, “Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri nelerdir?” sorusunun peşine düşelim. Ve bu yazıyı bir şekilde eğlenceli ve ciddi bir dengeyle yapalım.
—
Hz. Muhammed’in Fiziksel Özellikleri: Bir İzmirli’nin Gözünden
“Hadi bakalım, hazırlanın, çünkü ne göreceksiniz!”
Bugün, önemli bir konuyu ele alıyoruz: Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri. Şimdi, çok fazla derinlemesine tarihsel incelemeye girmeden, basit bir şekilde onun fiziksel tasvirlerinden yola çıkalım. Çünkü, bir insanın dış görünüşü, bazen karakteri hakkında çok şey anlatır, değil mi? İsterse ne kadar bir peygamber olsun, son tahlilde insandır. (Benim gibi sürekli espri yapan, ama o kadar da derin düşüncelere dalan birinin mantığına da uyar aslında bu!)
1. Orta Boylu, Ama Kalpten Dev!
Yani, Hz. Muhammed’in boyu konusunda çeşitli rivayetler olsa da, genellikle “orta boylu” olduğuna dair bilgiler var. Hani, insanın boyu 1.80’i geçip geçmemesi önemli değil. Bir insanın asıl yüksekliği, ruhundadır, kalbinde… İşte bu tam olarak Hz. Muhammed’in yaşam tarzına da uyar. Yani, fiziksel boyu ne kadar ortalama olsa da, ruhsal boyu öyle devasa ki, bunu anlatmaya kelimeler yetmez.
Ve İzmirli olmak biraz da böyle bir şeydir! Kısa boylu ya da uzun boylu olmak çok önemli değil, önemli olan gönül genişliğidir. Durum böyleyken, Hz. Muhammed’in “orta boylu” olması bence çok anlamlı: “İster uzun ol, ister kısa, önemli olan ne kadar büyük bir gönlün olduğu!” Nitekim, o da bu dünyada kalıcı izler bıraktı.
2. Siyah Saçlar, Güzel Bir Sakal
Saç ve sakal meselesi de ilginç. Hz. Muhammed’in saçları siyah ve gürdü. Yani, saçlarını özel bir şekilde betimleyenlerin yanında, “gür ve siyah” ifadeleri sıkça karşımıza çıkıyor. Hani, o kadar güzel bir sakal ki, ışıltılı ışıklar altında adeta sakalına bakarken insanın içi huzur buluyor.
Bir arkadaşım vardı, İzmirli, adı da Burak. Sakalını çok severdi, sürekli ona bir şeyler anlatırken, sakalını sağa sola hareket ettirip dururdu. Bir gün ona dedim ki, “Burak, sakalın Hz. Muhammed’in sakalına benziyor! Ama çok gür değil!”
Burak gülerek cevapladı:
“Evet, ama benim sakalımda hikmet yok! Ne yapalım!”
Bazen gerçekten de insanlar sakallarına öyle fazla anlam yükler, ama Hz. Muhammed’in sakalı, başlı başına bir anlamın taşıyıcısıydı. Hem dışarıdan bakınca gür, içerden bakınca ise hikmet doluydu. Kısacası, sakalına da önem veren bir peygamberdi. Bunu izlememiz gerek.
3. Beyaz Ten ve Parlayan Yüz
Hz. Muhammed’in cildi de genellikle beyaz, ama çok da parlak değildi. Cildinin parlak olması, güneş ışığının altında olduğu gibi değil, daha çok ruhsal bir ışık yansıması gibiydi. O yüzden, dış görünüşünde ne kadar fiziksel özellikler öne çıkarsa çıksın, gerçek ışık içindeydi.
Öyle ki, yaşadığınız yerin içindeki güneşi görmek ne kadar kolaysa, Hz. Muhammed’in yüzündeki o parıltıyı da görmek o kadar kolay oluyordu. Her bir bakış, yüzündeki ışıkla dolup taşardı. Hani, ben bazen saçma bir şekilde güneş gözlüğü takarken insanlar “Ne bakıyorsun?” derler. Bir de yüzümüze baktıklarında, “Aman Allah’ım, gözlükle bile o kadar mı parlak bakıyorsun?” derler.
Ama işte bu da benim içsel ışığımın küçük bir yansıması. Hz. Muhammed de aslında işte bu tür detaylarla, kendisindeki ışığı bizlere gösteriyordu. Parlayan yüzüyle insanların kalplerine dokunuyordu.
—
4. Sözün Özü: O, Bir Efsaneydi
Sonuçta, fiziki özellikler ne kadar önemli olabilir ki? Boyu, saçı, sakalı… Bunlar tamam, ama gerçekten kıymetli olan, o kişinin içindeki derinliktir. İşte o derinlik, Hz. Muhammed’de o kadar belirgindi ki, dışarıdan bakıldığında sadece fiziksel özellikler değil, ruhsal yönü de dikkat çekerdi. Gözlerindeki merhamet, kalbindeki sevgi ve ahlaki büyüklük, o kadar fazla insana ilham verdi ki, bu dünyada hala unutulmaz bir iz bıraktı.
Kendimden de örnek vereyim… İzmir’de arkadaşlarımla bazen eğlenceli anlar yaşarken, bir anda “Hadi bir mizah yapalım!” derim. Ama bazen bir düşünürüm: “Bu şaka gerçekten kimseyi incitiyor mu? Gülümsüyorlar mı? Hatta… Gülümsemelerini bırakıp, kalplerine dokunabiliyor muyum?” İşte bu dengeyi bulmaya çalışıyorum. Herkesin yüzüne bir gülümseme yerleştirmek ama kimseyi küçük düşürmeden. Hz. Muhammed’in gösterdiği ahlaki güzellik de bence bunu anlatıyor.
—
Sonuç Olarak
Hz. Muhammed’in fiziksel özellikleri nelerdir sorusunun cevabına gelirsek: O, bir insanın nasıl göründüğünden çok, nasıl bir iç dünyaya sahip olabileceğini gösteriyor. Boyunun uzun olup olmaması, sakalının gür olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü o, dışarıdan baktığınızda ne kadar önemli bir insan olabilir ki, içeriden baktığınızda o kadar önemli bir insan olmaktadır.
Ve bizler de, her birimizin fiziksel özelliklerinden ziyade, içsel ışığımızı dışarıya yansıtabilirsek, belki de hayatımıza biraz daha “derin” anlamlar katabiliriz.